Prof. Dr. Refik  Balay

ÂŞIK YUNUS ÖĞÜT VERİR, ÖĞÜDÜNDEN İNSAN ALIR
03.05.2017

Prof. Dr. Refik Balay / Tüm Makaleleri

Bir Dem İnsan, Bir Dem Nisyan Olmak

İnsanlar çeşit çeşittir. Eşrefi mahlûkattan, esfeli mahlûkata niceleri yükselir, niceleri alçalır. Yunus’un sözüyle, "Bu dünyanın meseli bir ulu şara benzer/Veli bizim ömrümüz bir tez pazara benzer”. İnsanlık pazarında türlü yüzler satılır. Kimi yüzler merhamet abidesi, kimi yüzler cehennem zebanisi. Kimi İbrahim gibi ateşlerde serin ve selametli, kiminin serencamı Nemrud gibi kasvetli. Kimi Ashab- Kehf’in Kıtmirıyken dahi Hakk’a medyun, Kimi Kıtmir dahi olamayıp, Batılda medfun. Kimi Musa gibi yüksek dalgalarda yol bulur, kimi Firavun gibi azap sularında boğulur. Nurun da narın da vardır talibi. Her biri kendi alıcısını bekler, kimi fiyat sorar, kimi değer. Hepsinin yolu kendince makbul. Kimi Şeytana köle, kimi Rabbine kul. Hayata pusu kuranlar, pusuya kendi düşenler. Ne vakit dönüp baksan Allah’tan rol çalanlar. Dünya darda, hayat zorda, insanlık zararda olduğunda ortaya çıkanlar. Yunus gibi yaşayanlar, Yunus gibi sevenler, derdi tasası, kara sevdası Allah olanlar. İşte budur oluşun ve bozuluşun hikâyesi.

"Hak Bir Gönül Verdi Bana” şiirinde Yunus, insanın bu çift kutuplu yapısına dikkat çekmekte, bir dem iyiye bir dem kötüye meyyal insanın büyük imtihanını ağır sonuçlarıyla birlikte şu şekilde tasvir etmektedir:

"Bir dem çıkar arş üzere/bir dem iner taht-es-serâ

Bir dem sanasın katredir/bir dem taşar ummân olur

Bir dem cehâletde kalır/hiç nesneyi bilmez olur

Bir dem dalar hikmetlere Câlînus u lokmân olur

Bir dem gelir Îsâ gibi/ölmüşleri diri kılar

Bir dem girer kibr evine fir'avn ile hâmân olur”.

Yunus Olmak Allah’a Çağırmaktır

700 yüz yıl önce Anadolu buhrandaydı. Anadolu Selçuklu Devleti yıkılmış, Anadolu birliği bozulmuş, her yerde beylikler kurulmuş, Haçlı Seferleri, Moğol saldırıları ve Babai isyanları altında halk bitkin, insanlar neşesiz ve çaresizdi. Her devrin yıkıcıları olduğu gibi, yapıcıları da vardır. Mutlak hakikate inanan, insani değerleri yaşatan, sevginin yanında yer alan gönül erleri böyle zamanlarda hep seyrüsefer haldedir.

Bu gönül erleri tıpkı Yunus gibi insanları fenaya değil bekaya, fakra değil zenginliğe, cehle değil ilme, kendilerine değil Allah’a çağırırlar. Yunus gibi ağlayan, Yunus gibi çağlayan olmak için her şeyden evvel tevhit ehli olmak gerekir. Allah’ı birlemeden, Peygamberlerin ruhuyla bütünleşmeden, şirkin kalesini yıkmadan Yunus olmak da Yunus kalmak da mümkün değildir. Bunu bilen Yunus, Kur’andaki "Deyin ki: Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Musa ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz” (Bakara, 136) ayetini tefsir edercesine:

"Gökyüzünde İsa ile tur dağında Musa ile

Elindeki asa ile çağırayım Mevlam seni…

Derdi ökküş Eyyub ile gözü yaşlı Yakub ile

Ol Muhammed mahbub ile çağırayım mevlam seni…” diyerek insanları mutlak bire; Allah’a çağırıyordu.

"Yaratılanı sev Yaratandan ötürü” şiarıyla yaratılmış olan her şeyi sevmek gerektiğini anlatan Yunus’ta engin bir merhamet duygusu vardır. Ona göre bir canlıyı sevmek için yeter şart onun Allah tarafından yaratılmış olmasıdır. Sevmek, Yüce Allah tarafından bize verilmiş en büyük nimettir. Sevgisiz, aşksız insanın odun kadar bile olamayacağını, zira mescitte Peygamberden ayrılınca hurma kütüğünün bile bu ayrılığa dayanamayıp ağladığını dile getiren Yunus’a göre, "Aşk ile yürüyen sırtında dünyayı taşır, aşksız yürüyen beden diye bir ceset taşır”.

Yunus Olmak Hakikatin Sırrına Ermektir

Yunus’a göre hakikatin sırına ermeden insan olmayı başarmak mümkün değildir. Ona göre hayatın da hakikatin de sırrı sevmektir. Hakikatin sırrına eren kişi, evrendeki her şeyi kardeş bilir. Evrendeki iyilik ve güzellikleri idrak eden kimse: "Allah göklerin ve yerin nurudur” (Nur, 35) hakikati mucibince eşyaya, hayvanata ve tüm mevcudata Allah’ın nuru nazarıyla bakar ve asla fenalık düşünmez. "Hakkı gerçek sevenlere, cümle âlem kardeş gelir” diyen Yunus, "ben gelmedim dava için, benim işim sevi için” diyerek de insanın bu âlemdeki gerçek misyonunun sevmek olduğunu hatırlatmaktadır.

Yunus’un insan anlayışında sevmek insana önemli sorumluluklar da yükler. Bu sorumluluklardan biri ve belki de en önemlisi neyi, nasıl, ne zaman konuşacağını iyi bilmektir. Bir iletişim ustası olan Yunus’a göre seven kişi sesini değil, sözünü yükseltmeli, eğri değil doğru söz söylemelidir.

"Sözü bilen kişinin, yüzünü ak ede bir söz

Sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz

Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı

Söz ola ağulu aşı, yağ ile bal ede bir söz”

diyen Yunus, "Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve sağlam söz söyleyin” (Ahzab, 70) ayetinin de adeta yorumunu yapar gibi insanları sağlam ve doğru söz söylemeye davet etmektedir.

Yunus’un insanlık anlayışında bir diğer önemli konu cehaletle savaşmaktır. Cahillerden olmamak için tek yol ilim yolunda ilerlemektir. İlimle meşgul olan kişi kendini bilir. Kendini bilen Rabbini bilir. İlim ve okuma bu sonuçlara götürmüyorsa sahibinin ağzındaki bir kuru ekmekten başka bir şey değildir.

"İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir

Sen kendini bilmezsen ya nice okumaktır

Okumaktan maksat kişi Hakk’ı bilmektir

Çün okudun bilmezsen ha bir kuru ekmektir

Diyerek ilim tahsil etme ve okumanın nihai gayesinin Allah’a ulaşmak olduğunu ortaya koymaktadır.

Yunus Olmak Allah Merkezli Düşünmek ve Yaşamaktır

Yunus, şiirlerinde Yüce Yaratan ile çok yakın olduğu hissini sürekli canlı tutmaya çalışır. "Beni bende demen bende değilim/Bir ben vardır bende benden içeri” diyen Yunus, insanın ben idrakinin Allah tarafından tümüyle kuşatıldığını hatırlatır. Bu hatırlatma, "Doğrusu insanı biz yarattık ve iç beninin ona neler fısıldadığını da iyi biliriz. Zira biz insana şah damarından daha yakınız” (Kaf, 16) ayetiyle bir arada düşünüldüğünde Yunus’ta çok güçlü Allah merkezli bir ben idrakinin olduğu görülür. Yunus’a göre insanın ruhu Allah olmadan yapamaz. Bu yüzden insan mutlaka Allah’ı aramalı, onu bulmalı ve huzura kavuşmalıdır. "Ey huzura kavuşmuş insan’ sen O’ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön. (seçkin) kullarımın arasına katıl ve cennetime gir” (Fecr, 27-30) ayetleri ile Yunus’un "Çok cehd idüp istedüm yir ü ngöki aradım/Hiç mekânda bulamadum buldum insan içinde” dizeleri bir arada düşünüldüğünde Yunus’un ulaşmak istediği Allah ve O’nun nerede aranması gerektiği fikri öne çıkar. Ona göre insan Allah’ı dış âlemde değil, iç âlemde bulabilir. Bunun için insanın kendine dönmesi şarttır. İnsan, kendine döndüğü yerde Allah’ı bulur.

Yunus Olmak Allah’tan Yine Allah’a Kaçmaktır

Günlük hayatın debdebesi içinde Rabbine döneceğini unutan, ölümü bir türlü aklına getirmeyen insan için de Yunus’un önemli hatırlatmaları vardır. "Gine aklar düştü siyah saçına/Ölmeden tövbe et gizli suçuna/Kara yer altında kabrin içine/Gireceğin hiç fikrine girmez mi”? diye soran Yunus’a göre hayatın geçiciliği ve aldatıcılığını görmezden gelmek ölene kadardır. Bundan sonrasının derin pişmanlığı Yunus’un dilinden şu şekilde dökülür:

"Ömrüm beni sen aldadın ah nideyim ömrüm seni

Beni teprenemez kodun ah nideyim ömrüm seni

Benüm hep sen idün canum içünde can idün

Hem sen bana sultan idun ah nideyim ömrüm seni

Bir gün ola sensüz kalam kurda kuşa avın olam

Çürüyüben toprak olam ah nideyim ömrüm seni

Miskin Yunus bilmez misin yohsa nazar kılmaz mısın

Ölüleri anmaz mısın ah nideyim ömrüm seni”.

Diğer yandan Yunus’un varoluşçu anlayışı bu dünyayı, tüm mekânı ve zamanı aşmak şeklindedir. Ona göre insan gurbet diyarındadır, Allah’tan gelmiştir ve tekrar O’na dönecektir. Bu dönüş, Yunus’un dilinde "bana seni gerek seni” sözleriyle anlam bulurken, "Ey insan! Şüphesiz sen Rabbine doğru yol almaktasın ve sonunda O’na kavuşacaksın” (İnşikak, 6) ilahi fermanı ile zihinlere kazınmaktadır. Başına gelen her musibet ve yaşadığı her zorluğa rağmen insanın Allah’tan yine Allah’a kaçmasının temel sebebi de Yüce Yaratıcısıyla kurduğu bu güçlü bağdır. Kendisini sınırlayan bir evrende insanın kendisini aşmak istemesinin yegâne sebebi asıl vatanıyla olan güçlü bağlantısıdır. "Onlar; başlarına bir musibet gelince, biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz derler” (Bakara, 156).

Yunus 700 yılı aşkın bir süredir kan döken, cana kıyan, terör estiren, sömüren, dünyevileşen, emanete hıyanet eden, hesabı unutan, şeytanla iş tutan, Allah yokmuş gibi davranan insana: "Ah nicedir uyursun uyanmaz mısın? diye sesleniyor. Modern zamanların maddede varlı manada varsız; akılda kalpsiz kalpte akılsız insanı, Yunus’un çağları aşan bu sesine kulak vermeli, Rabbine doğru yeni bir yol tutmalı, zulmü adalete tebdil etmelidir. Yunus’un sözü de öğüdü de âşık olanlaradır.

"Aşksızlara verme öğüt/Öğüdünden alır değil.

Aşksız kişi hayvan olur/Hayvan öğüt bilir değil”.

TANITIM FİLMİ
Hava Durumu