Doç. Dr. Harun  Çiftçi

UYGULAMAYA DÖNÜK BİLGİ/BİLİM ÜRETİLMESİ DAİMİ TEKâMÜL İÇİN ÖN ŞARTTIR
25.08.2016

Doç. Dr. Harun Çiftçi / Tüm Makaleleri

Yüksek Öğretim kurumları; yüksek düzeyde bilimsel çalışma ve araştırma yapmak, bilgi ve teknoloji üretmek, bilim verilerini yaymak, ülkemizin sosyal, bilimsel, teknolojik ve ekonomik yönlerden gelişmesine katkı sağlamak ve çeşitli sahalarda ülkemizin uluslararası rekabet gücünü artırmayı amaçlamaktadır.

Bu amaçlar ekseninde değerlendirme yapıldığında toplumdaki tekâmülün beklenen düzeyde gerçekleşmesinde Üniversitelerimizin katkılarının ne kadar önemli olduğu görülmektedir.

Bilginin evrenselliği Yüksek Öğretim Kurumlarını Uluslararası Platformlara taşıyan en büyük etkendir. İnsanoğlunun yaradılışından günümüze kadar ki süreçte yeni bilgilerin üretilmesinde bireyin merak ve araştırma eğilimlerinin yanında bireysel ve toplumsal ihtiyaçlarda göz önünde bulundurulmaktadır.

Bilgi/Bilim üretebilecek kurumların beklenenleri gerçekleştirmesi için insan kaynakları, araştırıcı profili ve araştırma imkânlarının yeterli olması gerekmektedir. Bunların yanında akademik ve idari alanlarda kurumuna güç katacak, kalite hedeflerine göre çalışanlarını yönlendirip onlara yeni ufuklar kazandıracak, ülkenin geleceğinde söz sahibi idealist ve donanımlı insanlar yetiştirecek, geniş vizyona ve stratejik yönetim anlayışına sahip personellerin varlığı da ayrı bir güç unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yüksek Öğretim Kurumlarımızda bilimsel çalışmaların yoğun olarak yapıldığı Temel Bilimlerde yaşanan lisans seviyesinde ki öğrenci sıkıntısı, ülkemizin ilerleyen dönemlerinde ki bilimsel performansını olumsuz etkileyecektir. Her ilde kurulan Üniversiteler bölgesel açıdan ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda hareketlenmeye sebep olmuşsa da özellikle Temel Bilimler ve bazı Mühendislik alanlarında kalite sıkıntısı yaşamamıza neden olmuştur. Bazı Üniversitelerimizde ki Matematik Mühendisliğine veya Fen alanlarındaki bölümlere neredeyse hiç matematik yapamadan yerleşme mümkün oluyorsa burada bazı açmazların olduğu aşikârdır.

Bilginin uygulamaya dönüşmesi sosyal ve teknolojik alanlarda kalkınmanın ön şartıdır. Bu nedenle Üniversitelerimizin uygulamaya dönük bilim üretmesi toplum için elzemdir. Akademik değerlendirme süreçlerinde yayınların özgünlüğü çok önemli bir parametre olarak karşımıza çıkmaktadır. Yapılacak çalışmanın literatüre ne gibi katkılarının olacağı, hangi problemleri çözeceği, yeni trendler ve yeni araştırmalara temel teşkil edip edemeyeceği ve yeni projeler üretip üretemeyeceği dikkat edilen diğer parametrelerdir. Ancak özgünlük üzerindeki hassasiyet çoğu zaman çalışmaların yaygın etkisini sınırlandırmakta ve çıktılar ülke ihtiyaçlarından ziyade daha çok akademik yükselmeler ve atamalar için gerekli bir unsur olarak kullanılmaktadır. Son yılda çıkarılan akademik teşvik sistemi ve değişen doçentlik kriterleri bilim insanlarında uygulamaya dönük çalışmalarda olumlu bir yönlendirme yapmış olsa da sistemde yeni revizyonlara ihtiyaç duyulmaktadır.

    ·Yarı iletken ve ince tabaka film alanında yeni bileşikler, alaşımlar ve nano kompozit malzemeler sentezlememize rağmen bir çok laboratuarda ve araştırma merkezlerinde kullandığımız spektrometre cihazların detektör sistemini ve İndiyum kaplı optik elamanlarının tasarımını yapamayışımız,

    ·Ayırma, saflaştırma ve zenginleştirme amaçlı ülkemizde her yıl çok değerli akademisyenlerimizin yayınladığı yüzlerce yayın olmasına rağmen basit bir sıvı kromatografisi ekipmanlarını üretemeyişimiz,

    ·Büyük şehirlerimizin sanayi bölgelerinde onlarca pompa üretilmesine rağmen araştırma merkezlerinde kullandığımız vakum pompasını ve peristaltik pompayı yurtdışından ithal edişimiz,

    ·Organik kimya, Anorganik kimya ve Biyokimya alanlarında çalışan bilim insanlarımızın özgün olarak sentezlediği binlerce molekül, kompleks, organometalik bileşikler ve ilaç etkin maddeleri olmasına rağmen Tıbbi, Zirai ve Veteriner ilaçlarının %90’nını milyar dolarlar harcayarak yine ithal etmek zorunda kalışımız,

    ·Saygın üniversitelerimizde Elektrik Elektronik Mühendisliği, Bilgisayar ve Yazılım Mühendisliği bölümleri olmasına rağmen bilgisayar, cep telefonu ve tablet pazarımızda %5 dahi yerli ürünümüzün olmayışı,

    ·Dil, Tarih ve Edebiyat Fakültelerimizden her yıl yüz binin üzerinde mezun verip gerçek tarihimizi ve edebi şahsiyetlerimizi tüm yönleriyle nesillere aktaramayışımız ve

    ·Bir çok Avrupa ülkesinin 400 yıllık tarihinde en önemli aktör olmamıza rağmen halen daha Osmanlı Medeniyet’ini yermekten kendimizi alamayışımız

 

Üniversitelerimizin uygulamaya ve topluma dönük bilgi/bilim üretememesinden kaynaklanmaktadır.

Teknolojik faaliyetler ekseninde İstanbul, Bursa, Ankara, Kocaeli, Adana, Konya ve Kayseri gibi sanayinin yoğun olduğu büyük şehirlerde 4691 Sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu ile hayat bulan teknoparklar; ileri teknolojiyi kullanan veya yeni ileri teknolojilere ihtiyaç duyan kuruluşlarla Yüksek Öğretim Kurumlarının ilgili birimlerini birlikte çalışma imkanlarına kavuşturarak başarılı sonuçların elde edilmesine vesile olmuştur.

Teknoparklar sayesinde bölgesel kalkınmaya katkıda bulunulmuş yeni iş, ticaret ve üretim sahaları ortaya çıkarılmıştır. Yalnız bu faaliyetlerde destek mekanizmalarının yeterli düzeyde olmayışı, AR-GE çalışmalarında nitelikli iş gücüne olan ihtiyaç ve kullanılacak ekipmanların yüksek maliyette olması, teknoparklarda yapılan faaliyetlerin ve elde sonuçların akademik değerlendirme süreçlerinde sınırlı katkısının olması ve AR-GE harcamalarına ayrılan bütçenin yeterli olmaması nedenleriyle Ülke sathında yeterince yaygınlaştırılamamıştır.

Sıkıntılı süreçlerden geçtiğimiz bu dönemde krizler ve gelişmeye ihtiyaç duyulan yönler fırsata çevrilebilir. Üniversiteler; ideolojik kamplaşmayı ortadan kaldıracak şekilde liyakat, verimlilik ve ülke ile toplumun ihtiyaçları doğrultusunda yeniden yapılandırılabilir. Öğrenci alımından, mezuniyete kadar ve bilimsel çalışmalardan stratejik yönetim anlayışına kadar kalite ve kalite kontrol süreçleri daha da iyileştirilebilir, uygulamaya dönük faaliyetlere öncelik verilebilir, akademik teşvik genişletilebilir, istihdamda nitelikli personel vurgusu yaygınlaştırılabilir ve Üniversite Sanayi İşbirliğini gerçekleştirecek zorunlu birimler/ofisler oluşturulabilir.

TANITIM FİLMİ
Hava Durumu